← Al-Anbiyaa

Peygamberler için nimetler

Ayet 48 - 91

48
ﱱ ﱲ ﱳ ﱴ ﱵ ﱶ ﱷ ﱸ
TR
Andolsun biz, Musa'ya ve Harun'a hak ve batılı ayırdeden ve korunanlar için bir ışık ve öğüt olan Kitabı verdik.
49
ﱺ ﱻ ﱼ ﱽ ﱾ ﱿ ﲀ ﲁ
TR
Korunanlar görmeden Rablerinden korkarlar ve (Duruşma) sa'at(in)den de titrerler.
50
ﲃ ﲄ ﲅ ﲆﲇ ﲈ ﲉ ﲊ
TR
Bu (Kur'an) da ona (yani Muhammed'e) indirdiğimiz mübarek (çok faydalı) bir öğüttür. Şimdi siz onu inkar mı ediyorsunuz? (Ne kadar gafilsiniz siz)!
51
ﲌ ﲍ ﲎ ﲏ ﲐ ﲑ ﲒ ﲓ ﲔ ﲕ
TR
Andolsun biz, daha önceden İbrahim'e de doğru yolu bulma yeteneğini vermiştik. Zaten biz onu(n olgun insan olduğunu) biliyorduk.
52
ﲗ ﲘ ﲙ ﲚ ﲛ ﲜ ﲝ ﲞ ﲟ ﲠ ﲡ
TR
Babasına ve kavmine demişti ki: "Sizin şu karşısında durup taptığınız heykeller nedir?"
53
ﲣ ﲤ ﲥ ﲦ ﲧ
TR
Babalarımızı onlara tapar bulduk (da onun için biz de onlara tapıyoruz.) dediler.
54
ﲩ ﲪ ﲫ ﲬ ﲭ ﲮ ﲯ ﲰ
TR
Doğrusu siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içine düşmüşsünüz! dedi.
55
ﲲ ﲳ ﲴ ﲵ ﲶ ﲷ ﲸ
TR
Dediler ki: "Sen bize gerçeği mi getirdin, yoksa şaka yapanlardan mısın?"
56
ﲺ ﲻ ﲼ ﲽ ﲾ ﲿ ﳀ ﳁ ﳂ ﳃ ﳄ ﳅ ﳆ
TR
Hayır, dedi, Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir ki, onları yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim.
57
ﳈ ﳉ ﳊ ﳋ ﳌ ﳍ ﳎ
TR
Allah'a and olsun ki siz dönüp gittikten sonra putlarınıza bir tuzak kuracağım!
58
ﱁ ﱂ ﱃ ﱄ ﱅ ﱆ ﱇ ﱈ
TR
Nihayet (İbrahim) onları parça parça etti, yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye(!)
59
ﱊ ﱋ ﱌ ﱍ ﱎ ﱏ ﱐ ﱑ
TR
(Döndükleri zaman): "Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o zalimlerden biridir." dediler.
60
ﱓ ﱔ ﱕ ﱖ ﱗ ﱘ ﱙ
TR
Onları diline dolayan bir genç işittik, kendisine İbrahim deniliyormuş, dediler.
61
ﱛ ﱜ ﱝ ﱞ ﱟ ﱠ ﱡ ﱢ
TR
Onu insanların gözü önüne getirin de (nasıl cezalandırılacağına) tanık olsunlar dediler.
62
ﱤ ﱥ ﱦ ﱧ ﱨ ﱩ
TR
(İbrahim'i getirdiler), dediler ki: "İbrahim, tanrılarımıza sen mi bunu yaptın?"
63
ﱫ ﱬ ﱭ ﱮ ﱯ ﱰ ﱱ ﱲ ﱳ
TR
Hayır dedi, (büyük putu göstererek) işte şu büyükleri yapmış; onlara sorun, eğer konuşurlarsa (!)
64
ﱵ ﱶ ﱷ ﱸ ﱹ ﱺ ﱻ
TR
Kendi vicdanlarına başvurup (içlerinden): "Hakikaten sizler haksızsınız!" dediler.
65
ﱽ ﱾ ﱿ ﲀ ﲁ ﲂ ﲃ ﲄ ﲅ
TR
Sonra yine eski kafalarına döndürüldüler: "Sen de bilirsin ki bunlar konuşmazlar," dediler.
66
ﲇ ﲈ ﲉ ﲊ ﲋ ﲌ ﲍ ﲎ ﲏ ﲐ ﲑ
TR
Peki, dedi, siz Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar vermeyen şeylere mi tapıyorsunuz?
67
ﲓ ﲔ ﲕ ﲖ ﲗ ﲘ ﲙﲚ ﲛ ﲜ
TR
Yuh size ve Allah'tan başka taptıklarınıza. Aklınızı kullanmıyor musunuz siz?
68
ﲞ ﲟ ﲠ ﲡ ﲢ ﲣ ﲤ
TR
Dediler: "Onu yakın, tanrılarınıza yardım edin, eğer bir iş yapacaksanız."
69
ﲦ ﲧ ﲨ ﲩ ﲪ ﲫ ﲬ
TR
Biz de: "Ey ateş, İbrahim'e serin ve esenlik ol!" dedik.
70
ﲮ ﲯ ﲰ ﲱ ﲲ
TR
Ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de, asıl kendilerini hüsrana uğrattık.
71
ﲴ ﲵ ﲶ ﲷ ﲸ ﲹ ﲺ ﲻ
TR
Onu ve Lut'u kurtarıp, alemlere bereketli kıldığımız bir yere getirdik.
72
ﲽ ﲾ ﲿ ﳀ ﳁﳂ ﳃ ﳄ ﳅ
TR
Ona İshak'ı hediye ettik, üstelik (torunu) Ya'kub'u da (verdik). Hepsini de iyi insanlar yaptık.
73
ﱁ ﱂ ﱃ ﱄ ﱅ ﱆ ﱇ ﱈ ﱉ ﱊ ﱋ ﱌﱍ ﱎ ﱏ ﱐ
TR
Onları, emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve onlara hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden(insan)lardı.
74
ﱒ ﱓ ﱔ ﱕ ﱖ ﱗ ﱘ ﱙ ﱚ ﱛ ﱜﱝ ﱞ ﱟ ﱠ ﱡ ﱢ
TR
Lut'a da hüküm (hükümranlık, peygamberlik, hikmet) ve ilim verdik ve onu çirkin işler yapan bir kentten kurtardık. Gerçekten onlar yoldan çıkan kötü bir kavim idiler.
75
ﱤ ﱥ ﱦﱧ ﱨ ﱩ ﱪ
TR
Ve onu rahmetimizin içine soktuk. Çünkü o, Salihlerden idi.
76
ﱬ ﱭ ﱮ ﱯ ﱰ ﱱ ﱲ ﱳ ﱴ ﱵ ﱶ ﱷ
TR
Nuh'u da (an), o da bunlardan önce bize yalvarmıştı. Biz de onun du'asını kabul edip kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
77
ﱹ ﱺ ﱻ ﱼ ﱽ ﱾﱿ ﲀ ﲁ ﲂ ﲃ ﲄ ﲅ
TR
Ve ayetlerimizi yalanlayan kavimden onun öcünü almıştık. Onlar, kötü bir kavim olmuşlardı, biz de onların hepsini boğmuştuk.
78
ﲇ ﲈ ﲉ ﲊ ﲋ ﲌ ﲍ ﲎ ﲏ ﲐ ﲑ ﲒ ﲓ ﲔ
TR
Davud ile Süleyman'ı da (an); hani onlar, toplumun davarının yayıldığı bir ekin hakkında hükmediyorlardı, biz de onların hükümlerine tanık idik.
79
ﲖ ﲗﲘ ﲙ ﲚ ﲛ ﲜﲝ ﲞ ﲟ ﲠ ﲡ ﲢ ﲣﲤ ﲥ ﲦ
TR
O hükmü Süleyman'a bellettik. Onların hepsine de hükümdarlık ve bilgi verdik. Davud'a dağları ve kuşları boyun eğdirdik, onunla beraber tesbih ediyorlardı. Biz (bunları) yaparız.
80
ﲨ ﲩ ﲪ ﲫ ﲬ ﲭ ﲮﲯ ﲰ ﲱ ﲲ
TR
Ona, sizi, savaşın şiddetinden korumak için zırh yapmayı öğretmiştik. Ama siz şükrediyor musunuz ki?
81
ﲴ ﲵ ﲶ ﲷ ﲸ ﲹ ﲺ ﲻ ﲼ ﲽﲾ ﲿ ﳀ ﳁ ﳂ
TR
Süleyman'a da fırtınayı (boyun eğdirmiştik). Onun emriyle, içinde bereketler yarattığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi biliriz.
82
ﱁ ﱂ ﱃ ﱄ ﱅ ﱆ ﱇ ﱈ ﱉﱊ ﱋ ﱌ ﱍ
TR
Kendisi için denize dalan ve bundan başka işler yapan bazı şeytanları da emrine vermiştik. Biz onları onun emrinde tutuyorduk.
83
ﱏ ﱐ ﱑ ﱒ ﱓ ﱔ ﱕ ﱖ ﱗ ﱘ ﱙ
TR
Eyyub'u da an. O, Rabbine: "Bu dert bana dokundu, sen merhametlilerin en merhametlisisin!" diye du'a etmişti.
84
ﱛ ﱜ ﱝ ﱞ ﱟ ﱠ ﱡﱢ ﱣ ﱤ ﱥ ﱦ ﱧ ﱨ ﱩ ﱪ ﱫ
TR
Biz de onun du'asını kabul etmiş, kendisine bulaşan derdi kaldırmıştık; ona tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir öğüt olarak ailesini ve onlarla beraber bir katını daha vermiştik.
85
ﱭ ﱮ ﱯ ﱰﱱ ﱲ ﱳ ﱴ
TR
İsma'il'i, İdris'i, Zu'l-Kifl'i de an; hepsi de sabredenlerdendi.
86
ﱶ ﱷ ﱸﱹ ﱺ ﱻ ﱼ
TR
Onları rahmetimize soktuk, çünkü onlar Salihlerdendi.
87
ﱾ ﱿ ﲀ ﲁ ﲂ ﲃ ﲄ ﲅ ﲆ ﲇ ﲈ ﲉ ﲊ ﲋ ﲌ ﲍ ﲎ ﲏ ﲐ ﲑ ﲒ ﲓ ﲔ
TR
Zünnun'u (balık karnına girmiş olan Yunus ibn Matta'yı) da an; zira (o, kavmine) kızarak gitmişti, bizim kendisine güç yetiremeyeceğimizi, (kavminin arasından çıkmakla kendisini kurtaracağını) sanmıştı. Nihayet karanlıklar içinde (kalıp): "Senden başka tanrı yoktur. Senin şanın yücedir, ben zalimlerden oldum!" diye yalvardı.
88
ﲖ ﲗ ﲘ ﲙ ﲚﲛ ﲜ ﲝ ﲞ
TR
Biz de onun du'asını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte biz, inananları böyle kurtarırız.
89
ﲠ ﲡ ﲢ ﲣ ﲤ ﲥ ﲦ ﲧ ﲨ ﲩ ﲪ
TR
Zekeriyya'yı da (an). Rabbine: "Rabbim, beni tek bırakma! Sen, varislerin en iyisisin (her şeyim sana kalacaktır)" diye du'a etmişti.
90
ﲬ ﲭ ﲮ ﲯ ﲰ ﲱ ﲲ ﲳﲴ ﲵ ﲶ ﲷ ﲸ ﲹ ﲺ ﲻ ﲼﲽ ﲾ ﲿ ﳀ
TR
Onun du'asını da kabul buyurduk ve ona Yahya'yı armağan ettik. Eşini de kendisi için ıslah ettik (çocuk doğurmağa elverişli bir hale getirdik). Gerçekten onlar hayır işlere koşarlar, umarak ve korkarak bize du'a ederlerdi ve bize derin saygı gösterirlerdi.
91
ﱁ ﱂ ﱃ ﱄ ﱅ ﱆ ﱇ ﱈ ﱉ ﱊ ﱋ
TR
O ırzını korumuş olan(Meryem)i de an; ona ruhumuzdan bir çocuk üflemiş, kendisini ve oğlunu alemlere bir ibret yapmıştık.