Fir'avn'ın kavmine. Onlar (kötülüklerden) korunmayacaklar mı?
12
ﲛ ﲜ ﲝ ﲞ ﲟ ﲠ
TR
(Musa): "Rabbim, dedi, ben, onların beni yalanlayacaklarından korkuyorum."
13
ﲢ ﲣ ﲤ ﲥ ﲦ ﲧ ﲨ ﲩ
TR
Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor (tutukluk yapıyor), onun için Harun'a da elçilik ver."
14
ﲫ ﲬ ﲭ ﲮ ﲯ ﲰ
TR
Hem benim üzerimde onlara karşı işlediğim bir günah da var (onlardan bir adam öldürmüştüm); onların beni öldürmelerinden korkuyorum.
15
ﲲ ﲳﲴ ﲵ ﲶﲷ ﲸ ﲹ ﲺ
TR
(Allah): "Hayır, dedi, ikiniz de ayetlerimizle gidin, biz sizinle beraberiz, (aranızda geçecekleri) dinliyoruz."
16
ﲼ ﲽ ﲾ ﲿ ﳀ ﳁ ﳂ
TR
Fir'avn'e giderek deyin ki: Biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz."
17
ﳄ ﳅ ﳆ ﳇ ﳈ
TR
İsrail oğullarını bizimle beraber gönder.
18
ﳊ ﳋ ﳌ ﳍ ﳎ ﳏ ﳐ ﳑ ﳒ ﳓ
TR
(Gittiler, Allah'ın emrini duyurdular. Fir'avn) Dedi ki: "Biz seni, içimizden bir çocuk olarak yetiştirmedik mi? Ömründe nice yıllar aramızda kalmadın mı?"
19
ﳕ ﳖ ﳗ ﳘ ﳙ ﳚ ﳛ
TR
Ve sonunda o yaptığını da yaptın, sen nankörlerden birisin.
20
ﱁ ﱂ ﱃ ﱄ ﱅ ﱆ
TR
(Musa): "Onu yaptığım zaman sapıklardan idim" dedi.
21
ﱈ ﱉ ﱊ ﱋ ﱌ ﱍ ﱎ ﱏ ﱐ ﱑ ﱒ
TR
Sizden korkunca aranızdan kaçtım, sonra Rabbim bana hükümdarlık verdi ve beni elçilerden yaptı
22
ﱔ ﱕ ﱖ ﱗ ﱘ ﱙ ﱚ ﱛ
TR
O başıma kaktığın ni'met de İsrail oğullarını köle yapman(yüzünden)dir. (Onları köle diye kullanıp erkek çocuklarını kesmeseydin, senin eline düşmezdim)
(Musa): "Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanan kimseler iseniz (bunu anlarsınız)," dedi.
25
ﱮ ﱯ ﱰ ﱱ ﱲ
TR
(Fir'avn): Çevresinde bulunanlara: "İşitiyor musunuz?" dedi.
26
ﱴ ﱵ ﱶ ﱷ ﱸ
TR
(Musa): "O sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir" dedi.
27
ﱺ ﱻ ﱼ ﱽ ﱾ ﱿ ﲀ
TR
(Fir'avn): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi.
28
ﲂ ﲃ ﲄ ﲅ ﲆ ﲇﲈ ﲉ ﲊ ﲋ
TR
(Musa): "Eğer düşünürseniz O, doğunun batının ve bunlar arasında bulunanların da Rabbidir" dedi.
29
ﲍ ﲎ ﲏ ﲐ ﲑ ﲒ ﲓ ﲔ
TR
(Fir'avn ey Musa): "Andolsun ki benden başka tanrı edinirsen, seni mutlaka zindana atılanlardan yapacağım" dedi.
30
ﲖ ﲗ ﲘ ﲙ ﲚ
TR
(Musa, peki): "Sana (doğruluğumu) kanıtlayan apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?" dedi.
31
ﲜ ﲝ ﲞ ﲟ ﲠ ﲡ ﲢ
TR
(Fir'avn): "Eğer doğrulardansan onu getir (bakalım)," dedi.
32
ﲤ ﲥ ﲦ ﲧ ﲨ ﲩ
TR
(Musa), asasını attı, bir de (baktılar ki) o apaçık bir ejderha!
33
ﲫ ﲬ ﲭ ﲮ ﲯ ﲰ
TR
Elini (koltuğunun altından) çıkardı; o da, bakanlara parıl parıl parlayan bir şey oluverdi.
34
ﲲ ﲳ ﲴ ﲵ ﲶ ﲷ ﲸ
TR
(Fir'avn), çevresindeki ileri gelenlere: "Bu dedi, bilgin bir büyücüdür."
35
ﲺ ﲻ ﲼ ﲽ ﲾ ﲿ ﳀ ﳁ
TR
Büyüsüyle sizi toprağınızdan çıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz?
36
ﳃ ﳄ ﳅ ﳆ ﳇ ﳈ ﳉ
TR
Dediler ki: "Onu ve kardeşini eğle, kentlere toplayıcılar gönder."
37
ﳋ ﳌ ﳍ ﳎ
TR
Bütün bilgin büyücüleri sana getirsinler.
38
ﳐ ﳑ ﳒ ﳓ ﳔ
TR
Derken büyücüler belli bir günün belirlenen vaktinde bir araya getirildi.
39
ﳖ ﳗ ﳘ ﳙ ﳚ
TR
Halka da: "Siz de toplanır mısınız?" denildi.
40
ﱁ ﱂ ﱃ ﱄ ﱅ ﱆ ﱇ
TR
Umarız ki büyücüler üstün gelirse biz de onlara uyarız.
41
ﱉ ﱊ ﱋ ﱌ ﱍ ﱎ ﱏ ﱐ ﱑ ﱒ ﱓ ﱔ
TR
Büyücüler gelince Fir'avn'e: "Eğer üstün gelenler biz olursak, bize mutlaka bir ücret var değil mi?" dediler.
42
ﱖ ﱗ ﱘ ﱙ ﱚ ﱛ
TR
Evet dedi, hem o takdirde siz (bana) yakınlardan olacaksınız.
43
ﱝ ﱞ ﱟ ﱠ ﱡ ﱢ ﱣ
TR
Musa onlara: "Atacağınızı atın!" dedi.
44
ﱥ ﱦ ﱧ ﱨ ﱩ ﱪ ﱫ ﱬ ﱭ
TR
İplerini ve değneklerini attılar ve "Fir'avn'ın şerefine biz, elbette biz galib geleceğiz" dediler.
45
ﱯ ﱰ ﱱ ﱲ ﱳ ﱴ ﱵ ﱶ
TR
Musa da asasını attı. Birden o, onların uydurduklarını yutmağa başladı.
46
ﱸ ﱹ ﱺ
TR
Derhal büyücüler secdeye kapandılar:
47
ﱼ ﱽ ﱾ ﱿ
TR
Dediler: "Alemlerin Rabbine inandık."
48
ﲁ ﲂ ﲃ
TR
Musa'nın ve Harun'un Rabbine.
49
ﲅ ﲆ ﲇ ﲈ ﲉ ﲊ ﲋﲌ ﲍ ﲎ ﲏ ﲐ ﲑ ﲒ ﲓﲔ ﲕ ﲖ ﲗ ﲘ ﲙ ﲚ ﲛ
TR
(Fir'avn) dedi: "Ben size izin vermeden mi ona inandınız? O, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse (size ne yapacağımı) yakında bileceksiniz: Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve hepinizi asacağım!"
50
ﲝ ﲞ ﲟﲠ ﲡ ﲢ ﲣ ﲤ
TR
Zararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz Rabbimize döneceğiz.
51
ﲦ ﲧ ﲨ ﲩ ﲪ ﲫ ﲬ ﲭ ﲮ ﲯ ﲰ
TR
Biz ilk inananlar olduğumuz için Rabbimizin, hatalarımızı bağışlayacağını umarız.
52
ﲲ ﲳ ﲴ ﲵ ﲶ ﲷ ﲸ ﲹ ﲺ
TR
Musa'ya: "Kullarımı geceleyin (Mısır'dan çıkar), yürüt; siz takibedileceksiniz." diye vahyettik.