← Adh-Dhaariyat

Önceki insanların cezalandırılması

Ayet 24 - 46

24
ﲨ ﲩ ﲪ ﲫ ﲬ ﲭ
TR
İbrahim'in ağırlanan konuklarının haberi sana geldi mi?
25
ﲯ ﲰ ﲱ ﲲ ﲳﲴ ﲵ ﲶ ﲷ ﲸ
TR
Bir zaman onun yanına girmişler: "Selam" demişlerdi. "Selam, dedi, (siz) tanınmamış bir topluluk(sunuz)."
26
ﲺ ﲻ ﲼ ﲽ ﲾ ﲿ
TR
(Konuklarına yemek hazırlamak için) gizlice ailesinin yanına gitti, semiz bir buzağı getirdi.
27
ﳁ ﳂ ﳃ ﳄ ﳅ
TR
Onu, önlerine yaklaştırdı, "Yemez misiniz?" dedi.
28
ﳇ ﳈ ﳉﳊ ﳋ ﳌ ﳍﳎ ﳏ ﳐ ﳑ
TR
(Yemediklerini görünce) Onlardan içine bir korku düşürdü. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler.
29
ﳓ ﳔ ﳕ ﳖ ﳗ ﳘ ﳙ ﳚ ﳛ
TR
Karısı (Sare) çığlık içinde geldi (hayretten elini) yüzüne vurarak: "(Ben) Kısır bir koca karı(yım, benden nasıl çocuk olur)?" dedi.
30
ﳝ ﳞ ﳟ ﳠﳡ ﳢ ﳣ ﳤ ﳥ
TR
Dediler ki: "Rabbin böyle dedi. O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir."
31
ﱁ ﱂ ﱃ ﱄ ﱅ ﱆ
TR
(İbrahim): "O halde göreviniz nedir ey elçiler?" dedi.
32
ﱈ ﱉ ﱊ ﱋ ﱌ ﱍ
TR
Dediler: "Biz suçlu bir kavme gönderildik."
33
ﱏ ﱐ ﱑ ﱒ ﱓ
TR
Ki onların üzerine çamurdan taş(lar) salalım.
34
ﱕ ﱖ ﱗ ﱘ
TR
Rabbinin katında, haddi aşanlar için işaretlenmiş (taşlar).
35
ﱚ ﱛ ﱜ ﱝ ﱞ ﱟ
TR
Orada bulunan mü'minleri çıkardık.
36
ﱡ ﱢ ﱣ ﱤ ﱥ ﱦ ﱧ
TR
Zaten orada bir ev(halkın)dan başka müslüman da bulmadık.
37
ﱩ ﱪ ﱫ ﱬ ﱭ ﱮ ﱯ
TR
Acı azabdan korkanlar için orada bir ibret bıraktık.
38
ﱱ ﱲ ﱳ ﱴ ﱵ ﱶ ﱷ ﱸ
TR
Musa'da da (ibret alınacak şeyler vardır). Onu açık bir delil ile Fir'avn'e göndermiştik.
39
ﱺ ﱻ ﱼ ﱽ ﱾ ﱿ
TR
(Fir'avn ona) Yanını çevirdi ve: "Bu, ya büyücü veya cinlidir" dedi.
40
ﲁ ﲂ ﲃ ﲄ ﲅ ﲆ ﲇ
TR
Biz de onu ve askerlerini yakaladık, onları denize attık. (O boğulurken pişmanlıkla) Kendi kendini kınıyordu.
41
ﲉ ﲊ ﲋ ﲌ ﲍ ﲎ ﲏ
TR
Ad(kavmin)de de (ibret alınacak şeyler vardır). Onlara, köklerini kesen bir rüzgar gönderdik.
42
ﲑ ﲒ ﲓ ﲔ ﲕ ﲖ ﲗ ﲘ ﲙ
TR
Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, onu kül gibi ediyordu.
43
ﲛ ﲜ ﲝ ﲞ ﲟ ﲠ ﲡ ﲢ
TR
Semud(kavmin)de de (ibret alınacak şeyler vardır). Onlara: "Bir süreye kadar sefa sürün" denmişti.
44
ﲤ ﲥ ﲦ ﲧ ﲨ ﲩ ﲪ ﲫ
TR
Rablerinin buyruğuna başkaldırdılar, bu yüzden onlar bakıp dururlarken, onları yıldırım yakaladı.
45
ﲭ ﲮ ﲯ ﲰ ﲱ ﲲ ﲳ
TR
(Yurtlarında çöküverdiler) Ne kalkabildiler, ne de (bu duruma) engel olabildiler.
46
ﲵ ﲶ ﲷ ﲸﲹ ﲺ ﲻ ﲼ ﲽ
TR
Daha önce de Nuh kavmini helak etmiştik. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir toplum idiler.